Yetişkin Terapisi

Hayatımızda yaşam olayları içinde karşılaştığımız zorlu durumlarla mücadele etmek için baş etme becerileri geliştiririz. Bu baş etme becerilerimiz çocukluktan itibaren gelişmeye başlar. Ancak çocukluk dönemlerinde baş etmek için geliştirdiğimiz bu beceriler, zamanla yetişkinlik döneminde işlevsiz bir hal alamaya başlayabilirler. Farklılaşan sorunlar, kayıplar, değişen yaşam koşullarına uyum sağlamak için, hala aynı baş etme yöntemlerini kullanıyor olmak bizleri çözümsüz, içinden çıkamaz, sorunlarla baş edemez hale getirir. Hayatın değişen akışına uyum sağlamakta yeni beceriler geliştirmeye, farklı bakış açılarına ihtiyaç duyarız. Bu noktada psikoterapi, kullandığımız bu baş etme yöntemlerini fark etmeye, işlevsel hale dönüştürmeye, farklı bakış açılarına ulaşmaya ve bunları uygun şekilde kullanmaya yardımcı olur.

Kişiler, yalnızlık, utanç, öfke, çaresizlik, suçluluk, üzüntü, kaygı gibi duygularını; eş, iş, aile, arkadaş ile ilgili ilişkisel problemlerini, stres kaynağı yaratan baş etmekte güçlük çektiği diğer konuları (kayıp, aşırı korku, ani beklenmedik olan olaylardan sonra yaşanılan , yoğun umutsuzluk, ayrılık, uyum problemleri, çocukluk döneminde yaşanan ihmal ve suiistimal, performansa dair yoğun endişe vb.) psikoterapiyle çalışılabilir. Bunların değişmesi süreç gerektirir, sorunlar bir anda oluşmadığı gibi bir anda da ortadan kaybolmazlar. Yaşanılan sorunlara ve bunların derinliğine göre terapi süresi kişiden kişiye farklılık gösterir.

Sağlıklı bir ruh haline sahip olmanın ön koşulu ihtiyaçlarının farkında olmak ve bunları dile getirebilmekten geçer. Psikoterapinin amaçlarından biri de, bunları fark edip ihtiyaçlarınızı giderebilecek şekilde değişmenizdir. Bu süreçte yapabileceğiniz en cesurca şey kendinizi sevmek hikayenize sahip çıkmaktır.